şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2012 Pazartesi

Süpermarketiniz Sizi Şişmanlatıyor Olabilir!


Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nün Paris'te 2007-2008 yılları arasında yürütüğü bir çalışma ilginç bir gerçeği ortaya çıkartıyor, buna göre alışveriş yaptığınız süpermarket kilonuz üzerinde etkili olabilir!

Araştırmada katılımcıların daima ucuz fiyat garantisi veren indirimli süpermarketlerden, eğitim seviyesi düşük olan bölgelerdeki süpermarketlerden ya da evlerine/mahallelerine uzak olan süpermarketlerden alışveriş yapma durumları ile beden kitle indeksleri ve bel ölçüleri arasında bir ilişki olup olmadığı inceleniyor.

7131 kişi üzerinde yapılan bu çalışmaya göre özellikle daima ucuz fiyat garantisi veren indirimli süpermarketlerden alışveriş yapanların beden kitle indekslerinin ve kilolarının daha yüksek olduğu, karın bölgesindeki yağlanmalarının da daha fazla olduğu gözlemleniyor. Bu çalışmaya göre eğitim seviyesi yükseldikçe kilo sorunu da azalıyor.

Araştırma, katılımcıların yalnızca %11,4'ünün yiyecek alışverişlerini öncelikle ikamet ettikleri bölgelerde yapmakta olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak süpermarketlerin uygun bir düzenleme ile alışveriş yapanların gıda alışverişlerini ve beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde değiştirme ve halk sağlığına katkı sağlama açısından değerlendirilmesi gereken bir adres olabileceği belirtiliyor. (Chaix, 2012)  

Süpermarketlerin yalnızca sağlıklı olan gıda ürünlerini satmaları sağlanabilirse toplum sağlığı ve fazla kilo problemi üzerinde de olumlu etkiler sağlanabilir.


28 Mart 2012 Çarşamba

Hamilelikte Obezite ve Bebek Üzerindeki Etkileri


Obezite her yaştan her cinsten insan için çok önemli bir sağlık sorunu. Şu an dünya üzerinde gözüken en önemli salgın hastalıklardan biri olarak değerlendirilebilecek kadar da tehlikeli.

Obezite'nin kalp damar sağlığı, doğurganlık, kanser oluşumu, eklem rahatsızlıkları, beyin fonksiyonları, sosyal yaşam, ruh sağlığı, depresyon oluşumu üzerindeki olumsuz etkilerini biliyoruz.

Bunların hepsi şişmanlık sorunu olan kişiyi doğrudan etkileyen sağlık sorunları ve sıkıntılardı. Oysa şimdi çok daha büyük bir sorun var. Obezitenin artık sadece obezite sorunu yaşayan(şişman olan) kişiyi etkilemekle kalmadığını biliyoruz.

Yapılan araştırmalar anne karnındaki bebeğin de annenin şişman oluşundan olumsuz olarak etkilendiğini ortaya koyuyor.

Annenin hamilelik öncesindeki vücut kitle indeksinin yüksek olmasının ve gebelik süresince yaşadığı kilo alımının, doğacak olan bebekte kalp damar hastalıkları ve diyabet(şeker hastalığı) gibi metabolizma hastalıkları oluşumu ile ilgili bir risk yaratıp yaratmadığı araştırılıyor.(Hochner, 2012)

1400 kişi üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, annenin hamilelik öncesi vücut kitle indeksinin yüksek olmasının da gebelik sırasında kilo almasının da doğan bebeğe genetik şekilde aktarıldığı ve bebek büyüdükçe önemli sağlık sorunlarına ve fazla kilo sorununa neden olduğu anlaşılıyor.

Belli bir kilonun üzerinde olan kadınlarda hormonal denge bozulduğundan gebe kalma olasılığının oldukça düşük olduğu bilinir. Ancak artık biliyoruz ki annenin şişman olması ve gebelik süresince de kilo almaya devam etmesi bebeğin sağlığını da olumsuz etkiliyor.

O yüzden yıllardır danışanlarımıza yaptığımız uyarıları buradan da tekrarlayalım:


  • Hamilelikte "iki can taşıyorsun ona göre bol bol yemelisin" sözlerine kulaklarınızı tıkayın.
  • Beden Kitle İndeksiniz Obez ve üzerinde sonuçlar veriyorsa ideal kilonuza yaklaşmadan hamile kalmayı aklınızdan bile geçirmeyin.
  • Sigara alkol gibi maddeler kullanıyorsanız hamile kalmadan en az 6-12 ay önce kullanmayı bırakın.
  • Doğumdan sonra ve doğum öncesinde sütünüz artsın diye zorla yedirilen sağlıksız yiyecek, macun vb içeriklerden kesinlikle uzak durun.
  • Hamilelik döneminde yalnızca kadın doğum uzmanınızın beslenme ve egzersiz tavsiyelerine uyun.

Unutmayın bu araştırmanın sonuçları çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor obezite sorunu yaşayan annelerin çocukları, gençlik dönemlerinde ve/veya ilerleyen yaşlarında yüksek tansiyon sorunu yaşamaya, kalp-damar hastalıklarına ve şeker hastalığına yakalanmaya genetik açıdan yatkın olarak doğuyorlar. Doğduktan sonra da ömür boyu bu riski taşıyorlar. (Hochner, 2012)

Buna göre genç yaşta kalp krizi geçiren insanların annelerinin hamilelik dönemi araştırılırsa bu çalışmanın bulgularını destekler sonuçlar ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.

Şişmanlık sorunu yaşayan anne adaylarını buradan uyarmış olalım, öncelikle kendi sağlığınız için lütfen sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanarak fazla kilolarınızdan kurtulun ve sağlıklı olan ideal kilonuzda kaliteli bir yaşamın keyfine varın. Ondan sonra gerçek bir mucize olan anneliği keyifle sağlıkla yaşayın.

Eğer bunu kendiniz için yapma konusunda isteksizseniz bile doğacak çocuğunuza karşı sorumlu olduğunuz için yapın. Sağlıklı ideal kilonuza ulaşmadan hamile kalırsanız doğacak çocuğunuzu ömür boyu ciddi sağlık sorunları ile mücadele etmek zorunda bırakacağınızı belki de genç yaşta kalp krizi geçirmesine neden olacağınızı unutmayın.  



7 Ekim 2011 Cuma

Kilolarınızla Gerçekten Mutlu musunuz?




Yeni bir ayda yeniden birlikteyiz, 

Bu ay sizi biraz eskilere götürmek istiyoruz, 70'li yılları bazılarınız hatırlar ama eminiz pek çoğunuz o yıllardan kalan keyifli Yeşilçam filmlerini seyretmişsinizdir. Bu dönem filmlerinde karşımıza sık çıkan figürler bulunurdu. Zengin ama mutsuz kız, fakir ama mutsuz kız, hasta ve sürekli doktor kontrolünde olması gereken kız... Bütün bu mutsuz ve hasta insanların ortak noktası fiziken zayıf olmalarıydı. 

Bir de bunun zıttı vardı o dönemin filmlerinde, devamlı neşeli esprileri ve kahkahaları eksik olmayan aşçılar, hizmetliler, hayatın içinden insanlar vs.. Bu insanların da bir ortak özellikleri vardı, şişmanlık!

Ne ilginçtir ki, toplumda yıllar içinde oturmuş yargılardan biridir bu. Şişman insan hep neşelidir, hep iyi kalplidir, hep iyi niyetlidir diye düşünülür. Arkadaş çevrenizi, aile çevrenizi düşünün tanıdığınız kilo sorunu olan yakınlarınızı hep gülen yüzleri ve esprili yapıları ile hatırlayacaksınız. Peki bu gerçekten böyle mi şişman insanlar gerçekten çok neşeli, çok mutlu çok iyi kalpli insanlar mı?

Geçtiğimiz aylarda Amerikan Illinois Üniversitesi tarafından yayınlanan bir çalışma bunun gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor ne yazık ki..

3600 kişi üzerinde yapılan bu araştırma obezitenin depresyon ile doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. 

Buna göre özellikle kadınlarda bel ölçüsü ile depresyon arasında paralel bir ilişki var.  Aynı şekilde beden kitle indeksi ile depresyon arasında da bir ilişki tespit edilmiş. Bel çevresi 88 cm’den geniş olan kadınlar ve bel  çevresi 102 cm’den geniş olan erkekler incelendiğinde özellikle bu gruba giren kadınların ağır depresyon riski altında oldukları görülmüş. Üstelik bel çevresi geniş olan kadınlar olmayanlara oranla iki kat daha fazla depresyona yakalanma riski taşıyorlar.

Kadınlarda, Beden Kitle İndeksi’ne göre Obez (1.Derecede Şişman)(BKİ 30-39 kg/m2) ve İleri derecede Obez (BKİ 40 kg/m2) olarak değerlendirilenlerin depresyona;  zayıf, normal kilolu ve hafif şişman olarak değerlendirilenlerden çok daha sık yakalandıkları da gözlenmiş.  

Araştırmaya göre erkeklerde, BKİ seviyeleri ya da Bel çevresi ölçüleri ile depresyon arasında doğrudan bir ilişki bulunamamış. Yani erkeklerde Beden kitle indeksine göre zayıf ya da normal kilolu olan ile ileri derecede obez olanlar arasında ya da bel çevresi 102 cm'den geniş olanlarla olmayanlar arasında depresyona yakalanma açısından anlamlı bir fark görülmüyor. 

Ancak her iki cinste de genel sağlık durumunun ve ekonomik durumun kötü olmasının da depresyon oranını artırdığı gözlenmiş.

Örneğin kalp-damar hastalıkları ve diyabet, depresyonda da ve obezitede de sık görülen sağlık sorunlarıdır, özellikle depresyon ve obezite bir arada bulunduğunda bu durum hastanın sağlık durumu ve iyileşme süreçleri üzerinde çok olumsuz bir etki yaratmaktadır.

Benzer bir çalışma California Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nde de yapılmış ve bu sonuçları destekleyen bulgular elde edilmişti.

Bu araştırmalara baktığımızda, özellikle bel çevresi 88 cm'den geniş olan ve/veya BKİ 30 kg/m2'nin üzerinde olan kadınların, profesyonel destek alarak, sağlıklı beslenme, sağlık durumuna uygun egzersiz ve etkili kontrol ve destek ile kilo vermenin yanında, depresyondan da kurtulabilecekleri ve daha sağlıklı ve mutlu bir yaşama adım atabilecekleri sonucuna varabiliriz.

Çevrenizde böyle kişiler varsa destek almalarına öncü olarak daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama adım atmalarını sağlayabilirsiniz.