depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2012 Perşembe

Fast food Depresyon İlişkisi


Depresyon dünya çapında 121 milyon üzerinde insanı etkileyen önemli bir ruh sağlığı hastalığı. Özellikle gelişmekte olan ve gelir seviyesi düşük bölgelerde daha çok görülüyor. Bunun başlıca nedeni yaşam şartlarının zorluğu. Ancak vitamin, mineral ve besin öğelerinden fakir yiyeceklerin tüketildiği kötü, dengesiz ve yetersiz beslenme tarzı da en az çevresel faktörler kadar depresyon oluşumunu tetikliyor.  

Las Palmas de Gran Canaria Üniversitesi ve Granada Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttükleri çalışmada kruvasan, donut, kap kek gibi fırın mamülleri ve hamburger, sosisli sandviç, pizza gibi fast food ürünlerin tüketilmesi ile depresyon arasında bir ilişki olup olmadığını araştırıyorlar.

Buna göre hiç yemeyenlere ya da nadiren tüketenlere göre fastfood tüketicileri %51 oranında daha fazla depresyona yakalanma riskine sahipler.

Ayrıca fastfood ürünlerin tüketim miktarı ne kadar artırılırsa depresyona yakalanma riski de o kadar artmakta.( Sánchez-Villegas, 2012)

Ayrıca araştırmacılar, daha çok fastfood ve hazır fırın mamülleri tüketimi olanların, genellikle bekar, sevgilisi olmayan, fiziksel aktivitesi düşük, beslenme alışkanlıkları hatalı, balık, zeytin yağı, sebze ve meyve gibi sağlıklı gıdaları daha az tüketen insanlar olduklarını gözlemlemişler. Aynı zamanda fastfood tüketimi fazla olanların genellikle sigara kullandıkları ve haftada 45 saatten fazla çalışıyor oldukları gözlenmiş.

8964 kişi üzerinde gerçekleştirilen ve yaklaşık 6 ay süren bu çalışmaya göre hazır fırın mamüllerinin tüketiminde de fastfood tüketimine benzer sonuçlar alınmış. Bunları düzenli olarak tüketenlerde de depresyon görülme riskinin arttığı belirtiliyor.

Araştırmacılar, bu cins yiyeceklerin tüketimine dikkat edilmesi gerektiği, çünkü bu yiyeceklerin düzenli ve fazla miktarlarda tüketilmesinin obezite ve kalp-damar hastalıklarına neden olma yanında ruh sağlığını da olumsuz yönde etkileyeceği, konusunda uyarıda bulunuyorlar.( Sánchez-Villegas, 2012)

Peki bu tip ürünleri hiç mi tüketmeyeceğiz? Günümüzde başımızı çevirdiğimiz her noktada bu tarz ürünleri görüyoruz. Sokakta hele ki uzun süreler aç kalmışsak hemen açlığımızı gidermek istiyoruz ve en yakınımızda hep fastfood zincirleri oluyor. Elbette böyle bir durumda ev yemekleri hazırlayan lokantalarımızdan birine yönelmek çok daha doğru ve sağlıklı bir tercih olacaktır.

Sosyal bir ortamda, bir etkinlikte, dışarıda kaldığımızda eğer başka bir alternatif yoksa bu tarz ürünler tüketilebilir. Önemli olan bunu bir alışkanlık haline getirmemek ve her gün bu tip yiyecekler tüketmemektir.

Sağlıklı ve dengeli beslenerek ruh ve beden sağlığınızı koruyacağınız,


7 Ekim 2011 Cuma

Kilolarınızla Gerçekten Mutlu musunuz?




Yeni bir ayda yeniden birlikteyiz, 

Bu ay sizi biraz eskilere götürmek istiyoruz, 70'li yılları bazılarınız hatırlar ama eminiz pek çoğunuz o yıllardan kalan keyifli Yeşilçam filmlerini seyretmişsinizdir. Bu dönem filmlerinde karşımıza sık çıkan figürler bulunurdu. Zengin ama mutsuz kız, fakir ama mutsuz kız, hasta ve sürekli doktor kontrolünde olması gereken kız... Bütün bu mutsuz ve hasta insanların ortak noktası fiziken zayıf olmalarıydı. 

Bir de bunun zıttı vardı o dönemin filmlerinde, devamlı neşeli esprileri ve kahkahaları eksik olmayan aşçılar, hizmetliler, hayatın içinden insanlar vs.. Bu insanların da bir ortak özellikleri vardı, şişmanlık!

Ne ilginçtir ki, toplumda yıllar içinde oturmuş yargılardan biridir bu. Şişman insan hep neşelidir, hep iyi kalplidir, hep iyi niyetlidir diye düşünülür. Arkadaş çevrenizi, aile çevrenizi düşünün tanıdığınız kilo sorunu olan yakınlarınızı hep gülen yüzleri ve esprili yapıları ile hatırlayacaksınız. Peki bu gerçekten böyle mi şişman insanlar gerçekten çok neşeli, çok mutlu çok iyi kalpli insanlar mı?

Geçtiğimiz aylarda Amerikan Illinois Üniversitesi tarafından yayınlanan bir çalışma bunun gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor ne yazık ki..

3600 kişi üzerinde yapılan bu araştırma obezitenin depresyon ile doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. 

Buna göre özellikle kadınlarda bel ölçüsü ile depresyon arasında paralel bir ilişki var.  Aynı şekilde beden kitle indeksi ile depresyon arasında da bir ilişki tespit edilmiş. Bel çevresi 88 cm’den geniş olan kadınlar ve bel  çevresi 102 cm’den geniş olan erkekler incelendiğinde özellikle bu gruba giren kadınların ağır depresyon riski altında oldukları görülmüş. Üstelik bel çevresi geniş olan kadınlar olmayanlara oranla iki kat daha fazla depresyona yakalanma riski taşıyorlar.

Kadınlarda, Beden Kitle İndeksi’ne göre Obez (1.Derecede Şişman)(BKİ 30-39 kg/m2) ve İleri derecede Obez (BKİ 40 kg/m2) olarak değerlendirilenlerin depresyona;  zayıf, normal kilolu ve hafif şişman olarak değerlendirilenlerden çok daha sık yakalandıkları da gözlenmiş.  

Araştırmaya göre erkeklerde, BKİ seviyeleri ya da Bel çevresi ölçüleri ile depresyon arasında doğrudan bir ilişki bulunamamış. Yani erkeklerde Beden kitle indeksine göre zayıf ya da normal kilolu olan ile ileri derecede obez olanlar arasında ya da bel çevresi 102 cm'den geniş olanlarla olmayanlar arasında depresyona yakalanma açısından anlamlı bir fark görülmüyor. 

Ancak her iki cinste de genel sağlık durumunun ve ekonomik durumun kötü olmasının da depresyon oranını artırdığı gözlenmiş.

Örneğin kalp-damar hastalıkları ve diyabet, depresyonda da ve obezitede de sık görülen sağlık sorunlarıdır, özellikle depresyon ve obezite bir arada bulunduğunda bu durum hastanın sağlık durumu ve iyileşme süreçleri üzerinde çok olumsuz bir etki yaratmaktadır.

Benzer bir çalışma California Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nde de yapılmış ve bu sonuçları destekleyen bulgular elde edilmişti.

Bu araştırmalara baktığımızda, özellikle bel çevresi 88 cm'den geniş olan ve/veya BKİ 30 kg/m2'nin üzerinde olan kadınların, profesyonel destek alarak, sağlıklı beslenme, sağlık durumuna uygun egzersiz ve etkili kontrol ve destek ile kilo vermenin yanında, depresyondan da kurtulabilecekleri ve daha sağlıklı ve mutlu bir yaşama adım atabilecekleri sonucuna varabiliriz.

Çevrenizde böyle kişiler varsa destek almalarına öncü olarak daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama adım atmalarını sağlayabilirsiniz.